Kurban’ın rahmeti tüm dünyaya yayılsın diye hazırlıklarımıza başladık. Kurban vekaletlerinizi, 28 yıldır olduğu gibi bu yıl da, İHH ile dünyanın dört bir tarafına ulaştırabilir, sizi bekleyen yüz binlerce ihtiyaç sahibinin sevincine ortak olabilirsiniz

KURBAN BAĞIŞINIZI BURADAN YAPABİLİRSİNİZ

Orta Asya ve Kafkasya
Moğolistan, Kırım, Afganistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan

Balkanlar
Macaristan, Bosna Hersek, Kosova, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan (Sancak ve Preşova)

Afrika
Çad (Çad ve Orta Afrikalı Mülteciler), Kamerun, Mali, Benin, Togo, Nijer, Sierra Leone, Burkina Faso, Senegal, Moritanya, Fildişi Sahili, Burundi, Etiyopya, Uganda, Malavi, Sudan (Darfur, Hartum ve Kesele), Somali, Tanzanya, Kenya, Güney Afrika, Eswatini, Mozambik

Ortadoğu
Yemen, Filistin (Gazze ve Batı Şeria), Irak (Musul ve Kerkük), Lübnan (Lübnan ve Filistinli Mülteciler), Cibuti (Yemenli Mülteciler), Suriye

Asya
Bangladeş (Bangladeş ve Arakanlı Mülteciler), Pakistan (Pakistan ve Doğu Türkistan), Endonezya (Açe ve Palu), Tayland (Patani), Hindistan (Hindistan ve Assam), Nepal, Sri Lanka, Filipinler (Bangsamoro), Myanmar (Arakan)

İHH 2019 Kurban’da sizlerin desteğiyle 93 ülke ve bölgede 2 milyon 57 bin ihtiyaç sahibine 51 bin 447 kurban hissesi ulaştırdı. 

Kurbanlarınız nasıl kesiliyor?

kurban-ikonlar-1.png

Kurbanlarını vekâlet yoluyla vakfımıza gönderen hayırseverlerimiz, kurban bedellerini banka hesap numaralarına havale, kredi kartı, posta çeki ile veya vakıf merkezine bizzat gelerek elden, internet üzerinden online bağış veya telefon vasıtasıyla ulaştırır.

kurban-ikonlar-2.png

Kurban hisseleri bağışçıların talebi doğrultusunda, vakfımız tarafından kurban çalışması yapılacak ülkelerin ihtiyaç durumuna göre paylaştırılır.

kurban-ikonlar-3.png

Kurbanlıklar İHH görevlilerince çalışma yapılacak ülke ve bölgelerde kurban ibadeti için gerekli kriterlere uygun olarak satın alınır.

kurban-ikonlar-5.png

Kurban Bayramı’nın birinci günü kurbanlıklar bayram namazı akabinde İslami usullere göre kesilir. Bayramlaşmanın ardından kesilen kurbanlar paylara bölünerek ihtiyaç sahiplerine dağıtılır.

kurban-ikonlar-4.png

Kurban kesimleri tamamlandıktan sonra vakfımız, kurban sahiplerine kısa mesaj yoluyla kurbanın kesildiğine dair geri bildirimde bulunur.


 Kutlu sefer 10 yaşında

Dünya üzerinde insan haklarının ihlal edildiği bölgelerin başında Ortadoğu coğrafyası geliyor. Milyonlarca insanın en doğal hakkı olan yaşama hakkına kast edilmesinin yanı sıra yüz binlerce insan da haksız ve hukuksuz bir şekilde hapishanelerde özgürce yaşam hakkından mahrum ediliyor. Tam bir açık hava hapishanesine dönüşmüş olan Gazze’deki abluka ve ambargoyu kırmak amacıyla uluslararası camiadan birçok vicdan sahibiyle Gazze Kara Konvoyu (Filistin’e Yola Çık) -Mavi Marmara gemisinin de içinde bulunduğu- Gazze Özgürlük Filosu gibi organizasyonlar düzenleyerek bu coğrafyada yaşanan hukuksuzluğu dünya kamuoyuna duyurmaya çalıştık, çalışmaya devam ediyoruz.

Mavi Marmara Katliamı

Gazze’ye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan ve sadece yardım gönüllüleri ile insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara, Sfendoni, Challenger I, Eleftheri Mesogios, Gazze I ve Defne Y gemilerinden oluşan Gazze Özgürlük Filosu, 31.05.2010 günü İsrail askeri güçlerinin hukuk dışı saldırı ve müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. Bu saldırı esnasında ve devam eden süreçte 10 insani yardım gönüllüsü hayatını kaybetti, 56’sı ağır yaralandı. Filo katılımcıları hiçbir yasal dayanak olmaksızın hapsedildi, yaralılara kelepçe takıldı, bazı yaralılar günlerce hücrelerde alıkonuldu ve kendilerine işkence ve kötü muamelede bulunuldu. Filo katılımcılarının tamamı kötü muameleye maruz bırakıldı, hapsedildi, şahsi eşyalarına el konuldu ve gemilere çeşitli maddi zararlar verilmek suretiyle birçok haksız fiil işlendi.

Mavi Marmara Katlianı 10. yılında basın açıklaması

10. yılında katılımcıları misafir ettiğimiz kapalı spor salonu önünde yaptığımız basın açıklamasının ardından konvoy ve Düden parkta Arama kurtarma birimizin yaptığı etkinlik ile andık.

TÜM ETKİNLİK SONUNA KADAR İZLEMENİZİ TAVSİYE EDERİZ. YOUTUBE SAYFAMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN.

2020 RAMAZAN

İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Covid 19 Pandemisi döneinde ”ŞİMDİ DAYANIŞMA VAKTİ” projesi ile Ramazan çalışmalarını erkene almasıyla Ramazandan 20 gün önce başlayan çalışmalarımız bu sene çok bereketli geçti.

İlimizde bulunan VEFA SOSYAL DESTEK ekipleri ile kordineli olarak gıda paketi ve hijyen paketi dağıtımlarımızı gerçekleştirdik.

Merkez ilçelerimiz ve Aksu, Alanya, Gazipaşa, Korkuteli, Kumluca, Manavgat ve Serik temsilciliklerimizde ekiplerimiz ihtiyaç sahiplerine ulaştılar.

İl içerisinde bağışçılarımız destekleri ile 3000 adet gıda paket dağıtımı gerçekleştirdik.

YETİMLER UNUTULMADI

Merkez ilçemizde ve ilçe temsilciliklerimizde Yetimler ve annelere 150 şer tl değerinde bayramlık hediyeler bayram öncesi ailelere ulaştırıldı.

SON SAHUR EMNİYETLE

Son sahurumuzu Antalya Muratpaşa İlçesinde bulunan ve karantina altında olan Zeytinköy mahallemizde görevli polis memurlarımıza sahurluk ikram ederek geçirdik. Etkinliğimize Antalya İHH başkanımız Mehmet YILDRIM’ın kısa bilgilendirme mesajı ile başladık. Arama Kurtarma Birimimiz, Genç İHH birimimiz, Motorlu ekibimiz ve Gönüllülerimizle güzel bir etkinlik gerçekleştirdik.

KIZILAYA KAN BAĞIŞI

Antalya İHH arama kurtarma birimi mübarek Kadir gecesinde ülkemizin içerisinde bulunduğu pandemi sıkıntısından dolayı azalan kan stoklarına destek vermek amacı ile Kızılaya kan bağışında bulundu.

MAZLUM COĞRAFYALAR UNUTULMADI

Antalya İHH olarak siz değerli bağışçılarımızın Yurtdışı şartlı Zekat Fitre Sadaka Adak-Akika ve Bağışlarınız başta Yemen, Somali, Moro, Arakan, Nijer, Filistin, Suriye ve Afrika olmak üzere mazlum ve mağdur coğrafyalara ulaştırdık. Orada yaşayanların selam ve dualarını sizlere iletiyoruz.

Gazze Hafızlarımız

Yıllardır açık hava hapisanesinde bulunan Gazze halkına desteklerimiz devam ediyor. Gazzede bulunan ve 400 öğrencisi olan MAVİ MARMARA HAFIZLIK OKULUMUZUN hafız başına 1 senelik gideri olan 1200 tlnin projesini üstlendik ve Ramazan içerisinde %75 lik oranını karşıladık. sizlerin destekleri ile bu projenin kalan kısmını Ramazan sonrasında hemen bitirmek ümidindeyiz.

İYİLİK HER ZAMAN VE HER YERDE diyerek çıktığımız bu yolda nice RAMAZAN’larda buluşmak ümidiyle.

Sizlerin destekleri ile Sudan Wad Tuada köyünde yaptırdığımız cami açılışını 2020 Şubat ayı içerisinde gerçekleştirdik. Yapımı takriben 1,5 yıl süren ve maliyeti 44,000 euro olan cami açılışına Antalya’dan Manavgat ilçe temsilcimiz Furkan SARIKAYA katılım sağlamıştır.

Sudan’da yıllarca süren iç savaş bölgedeki insanları ekonomik ve sosyal açıdan derinden etkilemiştir. Kuzey Kurdufan eyaletinin Wad Tuada köyünde mescit bulunmadığından, insanlar en yakını kilometrelerce uzaklıkta bulunan mescide giderek ibadetlerini cemaatle eda etmektedirler. Bu proje ile bölge halkına ihtiyaç duydukları, ibadetlerini huzur içinde yapabilecekleri temiz ve uygun bir ibadethane inşa edilmiştir.

Sudan’ın Kuzey Kurdufan eyaletinin Sudri mıntıkasında bulunan Wad Tuada köyünde inşa edilen cami projemiz kapsamında 250 Müslümanın ibadetini yerine getirebileceği 100 m² tek katlı ve 300 m² avlusu olan bir mescid inşa edilmiştir. Mescid, 100m2’lik halı, ses sistemi, küçük minare, abdesthane ve 2 tuvalet ihtiva etmektedir.

Proje süresi içerisinde yardımlarını ve desteklerini esirgemeyen değerli bağışçı ve gönüllülerimize teşekkür ederiz.

ANTALYA İHH’DAN ‘İDLİB’ ÇIKARMASI

ANTALYA İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ İNSANİ YARDIM DERNEĞİ BAŞKANI Mehmet Yıldırım’ın içerisinde bulunduğu 25 kişilik ekip, Suriye/İdlip bölgesinde gerçekleştirilen yardım çalışmalarını yerinde inceleyerek, Antalya’dan gönderilen 4 tır dolusu yardım malzemesini bizzat ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı.
 

2020/02/1581341390_mehmet_yildirim.jpeg


İDLİB’TE İNSANLİK DRAMI YAŞANIYOR
Suriye rejimi ve Rusya’nın İdlib kentine yönelik düzenlediği bombardıman nedeniyle İdlibliler’in Türkiye sınırındaki güvenli bölgelere göçü devam ediyor. Saldırılar nedeniyle, Türkiye sınırına kasım ayının başından bu yana yerinden edilen İdliblilerin sayısı, 600 bini geçti. Halep’in kuzeyi ve İdlib kentinin güney kırsalına yönelik yapılan bombardımanlardan kaçmak zorunda kalan siviller, Türkiye’nin kontrolünde bulunan bölgelere sığınarak soğuk kış günlerinde hayatta kalma mücadelesi veriyor.



SURİYE’Yİ, ‘TAŞ DEVRİNE’ DÖNDÜRDÜLER
Taş üstüne taşın kalmadığı, 4 milyon insanın aç ve açıkta kaldığı, her gün binlerce insanın yer değiştirdiği İdlib’deki son durumu yerinde görmek ve yardım çalışmalarına eşlik etmek amacıyla Antalyadan 25 kişilik ekiple birlikte Antalya’dan gönderilen 4 tır dolusu yardım malzemesini bizzat ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık.


2020/02/1581342688_02.jpg
2020/02/1581342691_04.jpg
2020/02/1581342687_06.jpg
2020/02/1581342690_07.jpg
2020/02/1581342690_010.jpg
2020/02/1581342689_09.jpg
2020/02/1581342691_01.jpg

Suriye acil yardım

Çatışmalardan kaçan binlerce insanın sığınağı olan mülteci kamplarında zor günler yaşanıyor. Bölgeye yönelik tehditler sürerken, beslenme ve barınma sorunları giderek artıyor. Suriye halkı desteğinizi bekliyor.

Tehditlerin artması, gıda sıkıntısı ve hastalıklar yüz binlerce kişinin yeniden yollara düşmesine sebep olabilir. 

BAĞIŞTA BULUN

Suriye’de 5 milyon kişi evini terk etmek zorunda kaldı

Reform talepleriyle başlayıp uluslararası güçlerin müdahalesi sonrasında küresel hesaplaşma arenasına dönüşen Suriye’de insani bedel giderek büyüyor. Şimdiye kadar 500 bin kişinin hayatını kaybettiği savaşta 2 milyon kişi sakat kaldı, 5 milyon kişi de evini terk etti.

Şimdi İdlib’de yaşayan 3 milyon kişi yeni bir krizle karşı karşıya. Günlük gıda ihtiyacını bile karşılamakta güçlük çeken çoğu mülteci aile başta hijyen, gıda, un ve çadır olmak üzere temel yaşam malzemelerine ihtiyaç duyuyor.

İHH’nın yardımları devam ediyor

Suriye’deki çalışmalarını 10 koordinasyon merkeziyle sürdüren İHH’nın, kurduğu 6 konteyner kent ve 27 çadır kentte 150 binden fazla insan yaşıyor. 61 fırın, 30 mutfak ile mültecilere yemek hizmeti de veren İHH, 2012 ile 2018 yılları arasında Suriyeli mültecilere 360.605.013 Dolar tutarında yardım ulaştırdı.

Ne yapabilirim?

Bölgeye temel yaşam malzemeleri ulaştıracak olan İHH’nın çalışmalarına sayfanın üst kısmından dilediğiniz miktarda destek olabilir veya SURIYE yazıp 3072’ye göndererek 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.

kardesine-cati-ol.jpg.jpg

Savaşın halen devam ettiği bölgede yeni kurulacak yerleşim bölgeleri için yaşam çadırına ihtiyaç var. 7.225 TL bağışlayarak alacağınız yaşam çadırında mat, battaniye, sünger yatak, yastık, su termosu, kumaş elbise dolabı, aydınlatma feneri, halı ve mutfak malzemeleri bulunmaktadır.

BAĞIŞTA BULUN

Gelen bağışlarla inşa edilecek çadırkentin alt yapısı, su depoları, tuvaletleri ve benzer ihtiyaçları da karşılanacaktır.

Değerli İHH dostları

Malum olduğu üzere en son İDLİB’e saldırılardan sonra sınırımıza bir milyon insan daha dayanmak üzere.

Durumları çok vahim. Ve biz Antalya İHH olarak 15 tatilde bizzat kendimiz dağıtmak üzere

🔴Battaniye (temiz olmak şartı ile 2. El kabul ediyoruz)

🔴Halı (temiz olmal şartı ile 2. El kabul ediyoruz)

🔴Kuru Gıda

🔴Un

🔴Yaşam Malzemelerinden

Oluşan en az 2 Tır çıkarmak üzere bir kampanya başlatıyoruz.

Bu kampanyaya desteklerinizi bekliyoruz.

☎Telefon İrtibat: 0533 380 09 58

Online Bağış: www.antalyaihh.org.tr

Hesabın Sahibi:
ANTALYA İNSAN VE HAK VE HÜRRİYETLERİ İNSANİ YARDIM DERNEĞİ IBAN TR130020500000695530300008

Doğu Türkistan Basın Açıklaması

DOĞU TÜRKİSTAN MESELESİ BİZİM MESELEMİZDİR
Dünyanın bir çok yerinde bu ihlaller zalimler tarafından umursanmadan devam edildiği gibi Doğu Türkistan’da 21.yüzyılda insan oğlunun tahmin edemeyeceği kadar ağır derecede temel haklar ve hukuk ihlaller işlenmektedir. Günümüze kadar Doğu Türkistan’daki İnsani hak ve Hukuk ihlallerinin en acil olanları şunlardır:

  • Düşünce ve ifade özgürlüğü yasak
  • İnanmak ve uygulamak yasak
  • Milli kültür ve medeniyet yasak
  • Din ve İnanç öğrenimi ve öğretimi yasak
  • Ülke, bölge, şehirler kent ve köyler arası izinsiz seyahat ve dolaşım yasak
  • Yurtdışı seyahat yasak( bütün bölge halkının pasaportu toplatıldı).
  • Uygur Türkçesi eğitim alanında çift dilli eğitim sistemi oyunu ile yasaklanmış durumda.
  • Bütün dini ve manevi faaliyetler yasak illegal dini faaliyet kapsamında yasak ve hapis veya idama kadar götüren suç.
  • Dini esasa dayalı kıyafetlerin giyilmesi yasak
  • Camii giriş kartı olmadan girilmesi yasak
  • Camiye girişi yasak olanlar; kadınlar, memurlar, emekliler , partililer, öğrenci ve 18 yaş altındakiler .
  • Ramazanda memur, emekli, öğrenci ve 18 yaş altındakiler oruç yasak.
  • İnternet ve sosyal medyanın serbest kullanımı yasak
  • 18 yaş altındakilere ebeveynin dinini öğretmesi ve teşebbüs etmesi yasak
  • Yeniden cami inşaatı yasak, var olanları yıkılıyor ( Son iki sene içerisinde Doğu Türkistan genelinde yüzlerce camii yıkılmış ve yüzlercesi toplama kamp veya eğlence merkezleri olarak kullanılmaktadır.)
  • Hac farizasını yerine getirmek ve Umre yapmak yasak (Binlerce Uygur Türkü, hac ve Umre için Türkiye’ye gelmektedir. Kaçak yollardan gitmeye çalışırken, trajik hadiseler ve hüsran ile biten sonuçlar ile pençeleşiyorlar.
    2050 senesine kadar Dünyaya hakim olma rüyasına ulaşmayı hedefleyen Çin “Tek Çin Tek Millet” yaratma projesi kapsamında planın çok önemli bir kısmı olan Doğu Türkistan için Uygurların yok edilmesi veya tamamen Çinlileştirilmesi hedeflenmiştir.
    Hedefe ulaşmak için olağan üstü bir operasyona hızlı geçiş yapan Çin 70 senelik zulüm politikasını bir anda zirveye çıkardı. Çin Uygurlara “ya Çinli olacaksın ya da yok olacaksın” diyor.
    Çinlileştirmeyi hızlandırmak için ana okuldan itibaren Çince eğitim, Çince yemek, Çince giyim kuşam ve Çin kültürüne özendirme etkinlikleri gibi birtakım adımlar çok keskin bir şekilde yürütülmektedir. İkinci bir adımsa Doğu Türkistan halkının direncini kırmak ve zihinsel olarak yenilgi ve umutsuzluğu aşılamak olmaktadır. Uygur milletinin psikolojisine baskı uygulayan birtakım beyin yıkama çalışmalarını tamamen gayriinsanı bir biçimde bütün insani hak ve hukuku çiğneyerek tam hız yürütmektedir.
    Bu maksat için bütün Doğu Türkistan’ın vilayet, ilçe, kent ve kasaba olmak üzere her yerinde “Islah ve Terbiye Merkezleri” adı altında tesis edilen “Çin Nazi kamplarında” milyonlarca Doğu Türkistanlıyı evlerinden toplayıp “ıslah” olana kadar mecburi tutmaktadır.
    BM ve Uluslarası İnsan Hakları Koruma Teşkilatları Örgüt Temsilcileri: Herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan kişi sayısının 1 milyonu aştığını iddia etmişti.
    Ancak resmi kaynaklar ve bulgularda yola çıkarak 3 ile 5 milyona kadar insanın kamplarda tutulduğu kanaati oluşmaktadır.
    Nazi Kamplarına toplatılan insanlar Çin hükümeti tarafından şu şekilde kategorize edilmiştir:
    1.Yurt dışında çocukları eğitim görenlerin ailesi
    2.Yurt dışında akrabaları olanların ailesi
    3.Daha önce hac ve umre ibadeti için Suudi Arabistan’a gitmiş olanlar
    4.Türkiye’ye seyahat veya ticaret maksadıyla da olsa gelmiş olanlar
    5.Çin hükümeti nazarında “İkiyüzlü”olduğu düşünülen unsurlar ve aileleri:
    Bu kategoridekiler Çin devletine başta polis olmak üzere çeşitli memuriyet dairesinde fiilen sadakatle çalışmış olup Uygur Türkleri nezdinde Çin yanlısı hatta hain olarak dışlanmış insanlar olmalarına rağmen Çin yönetimi “Çin yönetimine olan sadakatlerine güvenmedi ve onların sadakat ve bağlılığını, kendi halkına merhametli ve yandaş davrandılar diye suçlayarak “Çin Nazi kamplarına” atmışlardır.
    6.Giyim kuşamlarında dinî yönleri belirgin aileler.
    7.İfade ve tavırlarında millî değerleri belli eden (milliyetçi görünen) kişi ve aileler.
    8.Türk bayrağı, Türk dizileri, Türk kültürü ve Türk siyasi şahsiyetlere özenen, evlerinde giysilerinde onları taşıyan kimseler. 9.Herhangi bir sebep ve bağlantıyla veya yanlışlıkla bile olsa yurt dışından telefon kabul eden kimseler.
    10.Evlerinde dinî kitapları bulunduran kişiler.
    Doğu Türkistan halkı daha “Çin Nazi Kamplarının” yarattığı dehşet ve travmadan kendine gelememişken hepimizi sarsan ve sabrımızı taşıran Üçüncü adımları olan “Çinli-Uygur ikiz aile” genelgesi yürürlüğe girdi. Bu uygulama çerçevesinde Çin’in iç kesiminden Çinlileri
    özellikle seçerek Doğu Türkistan’a getirip “Uygur Çinli kardeşliği” planı kapsamında Müslüman Türk ailelere taksim ediyorlar. Bazı ailelere erkek kadın Çinli yerleştirilmişken bazı ailelere ise sadece erkek Çinlilerin yerleştirilmektedir.Hatta bazı aile başı olan erkeklerin “ıslah kamplarında” tutulduğu, evlere ise Çinli erkeklerin yerleştirilmesi toplumda ciddi kaygı ve sarsıntı yaratmıştır. “Çinli Uygur kardeşliğini pekiştirmek” “Bölücülüğe karşı akrabalık tesis edelim.” sloganlarıyla başlatılan gayriahlaki, gayriinsani ve gayrihukuki bu uygulamalarla Doğu Türkistan Müslümanlarının yüreğini lime lime etmektedir.
    Bu konuda Çin Komünist Partisi‘nin (ÇKP) resmi yayın organı, ülkenin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde geçen yılın ilk 11 ayında 1 milyon 120 bin kamu memurunun, çoğunluğu Müslüman Uygurlardan oluşan bölgedeki 1 milyon 690 bin hanede konakladığını bildirmiştir.
    Bu kişilerin Sincan Uygur Özerk Bölgesi Askeri Bölgesi, Silahlı Polis Birlikleri ve Çin merkezi yönetiminin bölgedeki temsilciliklerinden kamu görevlilerinin olduğu belirtilmiştir.
    Çin Hükümeti bir de utanmadan.“Köylüler partinin iyi politikalarını anlamak için istekli, modern! yaşam tarzını sabırsızlıkla bekliyorlar. Bugünlerde parti kadroları ve halk arasındaki ilişki gittikçe yakınlaşıyor. Köylülerin modern medeniyet akımını kabülü gittikçe artıyor. Hayat tarzı değişti. Düşünce de değişti.” demektedir.
    Bu demektir ki her gün 3500 Çinli 5000 müslüman ailenin yanında kalıyor, bir günde nerdeyse iki aileyi rahatsız ediyorlar., bu büyük bir zulümdür.
    Yoğunluklu olarak 2017 sonlarından 2018 mayıs ayına kadar Doğu Türkistan toplumunun milli değerleri ve kanaat önderlerinden sayılan dini alimler,aydınlar,işadamları ve sanatçılardan birçok büyük şahsiyetleri tutukladı. Ve onlardan bazılarını ilerleyen yaşlarına rağmen işkence ile şehit etti. Mayıstan bu yana da cezaevlerindeki İslam alimleri ağır yaşam şartları altında şehadet şerbeti içmektedirler.
    Artık bu zulme dur deme zamanı gelmiştir, geçmektedir. Ata yurdumuzda, bizden olan ve yüz yıllardır işgallere direnen, soykırımlara dayanan, İslam’ın sancağını güneşin doğduğu en uzak noktada dalgalandıran Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi ilgisizliğin girdaplarında, cellatlara teslim eden anlayışı şiddetle protesto ediyoruz.
    Antalya İHH derneği olarak insanlık katledilmeden, yaşanan trajedi daha da büyümeden öncelikle hükümetimizi ve Birleşmiş Milletler Örgütünü, Doğu Türkistan’da yaşanan bu katliamı ve zulmü durdurmak üzere yetkili organlarını harekete geçirmeye ve etkili tedbirler almaya davet ediyoruz. Aksi halde bu katliama sessiz kalan her kurum, örgüt ve ülke, işlenen bu insanlık suçuna ortak olacaktır. ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM
    Mehmet Yıldırım Antalya İHH Başkanı

GÜLEN YÜZLER PROJE AÇILIŞI

İç İşleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen projemizin açılış programını gerçekleştirdik.

Proje açılış programımıza yoğun bir katılım vardı

Hafızlık yapan bir yetim kardeşimizin Kuranı Kerim tilaveti ile başladı. ,

Antalya İhh Başkanı Mehmet YILDIRIM’ın açılış ve selamlama konuşmasına geçildi.

Başkanımız konuşmasının detaylarında İHH İnsani yardım vakfının Dünya genelinde yaptığı yardımlardan ve Türkiye’nin bu yardımlardan aldığı duağı dualardan bahsetti.

Bu tür projelerin arttırılması ve her mazluma el uzatılması için gerekli alt yapının oluşturlmasına değinen başkanımız konuşmanın sonunda İçişleri Bakanlığına destekleri için teşekkür etti.

Başkanımızın konuşmasının ardından dernek üyemiz İzzettin YILGIN GÜLEN YÜZLER PROJESİNİN kapsamı ve amacı hakkında bilgilendirme konuşmasını gerçekleştirdi.

Dilek ve temenniler ile projemizin sonraki organizasyonlarında görüşmek üzere açılış programımızı bitirdik.

27 yıldır olduğu gibi bu yıl yeniden yola çıkıyoruz. Kurbanlarınızı
Türkiye dahil 90 ülke ve bölgedeki ihtiyaç sahiplerine
ulaştırmayı hedefliyoruz. Siz de kurban hisselerinizi bu iyilik
kervanına katabilirsiniz.

İHH geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda sizlerin desteğiyle 103 ülke ve bölgede  2 milyondan fazla ihtiyaç sahibine 56.931 kurban hissesi ulaştırdı.

Antalya İHH olarak Kurban Bağış için:

 Ofisimize
Barış MH. 2921. Sok. No: 6
Kepez/Antalya adresine bekleriz.

 0 533 380 09 58 makbuzlu bağış yapabilirsiniz.

 Antalya İHH’ nın

HESAP SAHİBİ

ANTALYA İNSAN VE HAK VE HÜRRİYETLERİ İNSANİ YARDIM DERNEĞİ

TR
2400 2050 0000 6955 3030 0004

Hesabımıza yatırarak bağış yapabilirsiniz.

Aşağıdaki linkten Online bağış yapabilirsiniz

KURBAN VEKALETİ VER

2018 Kurban Bayramı’nda 2 milyondan fazla ihtiyaç sahibine ulaştık

Kurbanlarınız nasıl kesiliyor?

kurban-ikonlar-1.png

Kurbanlarını vekâlet yoluyla vakfımıza gönderen hayırseverlerimiz, kurban bedellerini banka hesap numaralarına havale, kredi kartı, posta çeki ile veya vakıf merkezine bizzat gelerek elden, internet üzerinden online bağış veya telefon vasıtasıyla ulaştırır.
kurban-ikonlar-2.png
Kurban hisseleri bağışçıların talebi doğrultusunda, vakfımız tarafından kurban çalışması yapılacak ülkelerin ihtiyaç durumuna göre paylaştırılır.
kurban-ikonlar-3.png
Kurbanlıklar İHH görevlilerince çalışma yapılacak ülke ve bölgelerde kurban ibadeti için gerekli kriterlere uygun olarak satın alınır.
kurban-ikonlar-5.png
Kurban Bayramı’nın birinci günü kurbanlıklar bayram namazı akabinde İslami usullere göre kesilir. Bayramlaşmanın ardından kesilen kurbanlar paylara bölünerek ihtiyaç sahiplerine dağıtılır.
kurban-ikonlar-4.png
Kurban kesimleri tamamlandıktan sonra vakfımız, kurban sahiplerine kısa mesaj yoluyla kurbanın kesildiğine dair geri bildirimde bulunur.

ORADAYDIK

Elimizi bırakmak istemeyen insanlar

Bayramda Uganda’ya doğru bir iyilik yolculuğu yaptık. Kurban çalışmaları, yetimhane ziyaretleri ve camii ziyaretleriyle dolu dolu bir yolculuktu. Kurban eti ulaştırmak için köyleri ziyaret ederken yaşlı bir teyze elimi tutmak istedi. Hiçbir şey söylemedi ama sebebini gözündeki yaşları görünce anladım. Benzer bir duyguyu ziyaret ettiğimiz yetimlerle de yaşadım. Saatlerce birlikte oyun oynadığımız yetimler, ayrılık vakti geldiğinde bize sarılmak ve elimizi tutmak için birbiriyle yarıştı. Yolculuğumun en kıymetli ama en zor anlarından biriydi.

Emin Bajric / Uganda, 2018

90 ülke ve bölgede ihtiyaç sahiplerine ulaşacağız

Balkanlar: Bosna Hersek, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Sırbi̇stan (Sancak ve Preşova), Karadağ ve Romanya.

Afrika: Çad (Çad, Orta Afri̇kalı mülteciler ve Nijeryali mülteciler), Kamerun (Kamerun ve Orta Afrikali mülteciler), Gana, Mali, Ni̇jer, Senegal, Benin, Si̇erra Leone, Liberya, Togo, Burundi, Etiyopya (Etiyopya ve Ogaden), Güney Afrika, Güney Sudan, Kenya (Kenya ve Mombasa), Swaziland, Malavi, Mozambik, Ruanda, Somali, Sudan (Darfur, Hartum ve Kesele), Tanzanya, Uganda ve Zimbabve.

Asya: Bangladeş (Bangladeş ve Arakanlı mülteciler), Hi̇ndistan, (Hindistan, Jammu Keşmir, Kerala ve Assam), Pakistan (Pakistan ve Keşmir), Nepal, Sri Lanka, Myanmar (Burma ve Arakan), Vietnam, Tayland (Patani), Endonezya (Açe ve Palu),  Bangsamoro, Kamboçya ve Doğu Türkistan.

Ortadoğu: Filistin (Gazze ve Batı Şeria), Irak (Musul, Bağdat ve Kerkük),  Lübnan (Filistinli mülteciler ve Suriyeli mülteciler), Ürdün (Suriyeli mülteciler),  Suri̇ye, Yemen, Mısır ve Tunus.

Orta Asya ve Kafkasya:Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Moğolistan, Azerbaycan (Azerbeycan, Ahıska ve Çeçenistanlı mülteciler), Gürcistan (Çeçen Mülteciler ve Acara), Rusya (Adıgey, Osetya, Karaçay-Çerkes, Kabarday-Balkar, Dağıstan, İnguşetya, Abhazya ve Çeçenistan).

Amerika: Kolombiya ve Venezuela.

 

İHH Kurban çalışmalarına nasıl hazırlanıyor?

Gidilecek ülkelerin belirlenmesi
İHH’nın geçmiş yıllarda çalışma yaptığı ülkeler, Kurban faaliyetleri için oluşturulan komisyon tarafından incelemeye alınıyor. Yıl içerisinde oluşan yeni kriz bölgeleri de değerlendirilerek bir yol haritası hazırlanıyor.

Ekiplerin oluşturulması
Belirlenen ülkelerde görev yapacak ekipler genellikle 3-4 kişiden oluşuyor. Ekiplerde vakıf çalışanları, çeşitli meslek gruplarından gönüllüler, ev hanımları ve öğrencilerin yanı sıra bölge durumunu kamuoyuyla paylaşmak için gazeteci ve yazarlar da yer alıyor.

Partner kuruluşların hazırlıkları
Faaliyetlerini İstanbul’daki merkezden yürüten İHH, yardım çalışmalarını yerel kuruluşlar üzerinden gerçekleştiriyor. Partner kuruluşlarımız Kurban öncesinde bilgilendirilerek gerekli hazırlıklar başlatılıyor.

Ekiplerin hazırlanması ve görev süreci
Ülkeler hakkındaki raporlar ve kritik bilgiler yolculuklar öncesi vakıf merkezinde yapılan toplantılar ile görev yapacak ekiplere aktarılıyor. Çalışma bölgelerindeki görev süresi boyunca yürütülen faaliyetler bizzat İHH ekipleri tarafından yönetiliyor.

Geri bildirim ve raporlama
Gidilen ülkelerdeki çalışmalarını tamamlayan ve Türkiye’ye dönen İHH ekipleriyle yapılan toplantılarda, bölgede yaşanan deneyimler, gözlemler ve problemler aktarılıyor; ihtiyaçlar bildiriliyor. Raporlanan bu bilgiler İHH’nın ülke masalarınca değerlendirilip projelendiriliyor.

 

İhtiyaç sahibi insanlar nasıl belirleniyor?

İHH’nın çalışma yürüttüğü bölgelerde, yıl içerisinde farklı alanlardaki projeleri devam etmektedir. Çalışmalar sırasında partner kuruluşlarımızın da katkılarıyla bölgelerdeki en ihtiyaçlı kesimler belirlenmekte ve faaliyetler daha çok buralardaki sıkıntıların giderilmesi üzerine yoğunlaştırılmaktadır. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın dağıtım programında ilk sırada mülteci kampları, savaş ve doğal afet mağdurları, yetim yurtları, yetim aileleri, yaşlılar, kimsesizler, dullar, toplumun yoksulluk çeken kesimleri, okullar, medreseler ve hastaneler gelmektedir. Kurban öncesinde her kurban kesim bölgesi için detaylı olarak raporlar hazırlanmaktadır.

İHH kurban bölgelerini tespit ederken nelere dikkat ediyor?

Kurban bölgelerinin tespit edilmesinde bölgelerin mağduriyet dereceleri önem arz ediyor. Buna göre; savaş ve kriz bölgeleri, doğal afetlerin yaşandığı ülke ve bölgeler, açlık ve kuraklığın hüküm sürdüğü fakir ülke ve bölgeler, Müslümanların azınlık durumda bulundukları ülke ve bölgeler öncelikli olarak dikkate alınmaktadır.

Yardım kuruluşlarına vekâlet verilebilir mi?

Ülke içinde veya dışında ihtiyaç sahibi bölgeler için kurban kesen çeşitli vakıf ve dernek gibi kurumlara vekâlet verilebilir. Aranan tek şart, kurumun kurbanı her yönüyle amacına ve usulüne uygun bir şekilde kesip etlerini, derilerini ve kullanılabilir diğer kısımlarını doğru yerlere ulaştıran güvenilir bir kurum olmasıdır.

Kurban kesimi için gerekli olan vekâlet konusu nasıl gerçekleşiyor?

Kurban kestirmek isteyen mükellefler kurbanlarının kesilmesi ve etinin ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için belirlenmiş olan kurban bedelini İHH İnsani Yardım Vakfı’na ulaştırırlar. Her şeyde olduğu gibi vekalette de aslolan kişinin niyet ve iradesidir. Kurbanını kestirmek üzere İHH’ya başvuran hayırsever, bu niyet ve iradeyi ortaya koymuş oluyor. Ayrıca sözlü olarak ifade edilmesi şart değildir. Çünkü fiil ve uygulama da bir irade beyanıdır.

İHH kurban fiyatlarını nasıl belirliyor?

Kurban fiyatları, tahmin edilebileceği gibi dünyanın her yerinde farklılık göstermektedir. Kimi bölgelerde Türkiye’deki fiyattan daha düşük, kimilerinde ise daha yüksektir. Fiyatların düşük olduğu bölgelere yapılan kurban bağışlarının artacağı, buna karşın fiyatların yüksek olduğu yerlere yapılan kurban bağışlarının azalacağı tahmin edildiğinden İHH, stratejik olarak bütün bölgelerden kurban fiyatlarını alıp ortalama bir fiyat belirlemektedir. Tek fiyat uygulamak, fiyatların düşük olduğu bölgelere yoğunlaşmaları engelleyeceği gibi her bölgeye ihtiyaç oranında kurban eti götürebilmeye de olanak sağlamaktadır. Acil ihtiyaç içinde bulunduğu halde kurban fiyatları yüksek olduğu için bağış alamayacak veya çok az bağış alacak birçok bölgeye bu sayede ihtiyaçları oranında kurban gönderilebilmektedir.

Kişi kurbanını dilediği yerde kestirebiliyor mu?

Hayırseverler kurbanlarını İHH’nın belirlemiş olduğu ülkeler içerisinden dilediklerinde kestirebilirler. Fakat kesim bölgelerini belirlemeyi İHH yetkililerine bırakmaları, belli bölgelerdeki yoğunlaşmayı önleme adına daha uygun olmaktadır.

Vekalet veren kişi kurbanının kesildiğini nasıl öğreniyor?

Kurbanlarını bağışlayan hayır sahipleri, kurbanlarının kesildiği bilgisini İHH İnsani Yardım Vakfı’nca cep telefonlarına gönderilen kısa mesajlar vasıtasıyla öğrenebilmektedirler. Bölgelerde kurban kesimleri tamamlandıktan sonra buralardaki ekipler tarafından İHH vakıf merkezine kurban kesim işlemlerinin tamamlandığı yönünde bilgi ulaştırılmaktadır. Bu bilgilendirmenin ardından kurbanını kestiren kişilere kurbanlarının kesildiğine dair kısa cep mesajları gönderilmektedir.

BangsaMoro’nun Talayan Bölgesi Cami İnşa Projesi

BangsaMoro’nun Talayan bölgesinde inşaa edilecek Kubbeli ve Minaresi 11 metre uzunluğundaki Cami aynı anda 150 Müslümanın 108 m²’lik alanda ibadetlerini eda etmelerine imkan verecektir. Cami, Ümraniye İHH Abdulhamid Han ilkokulunun önünde yer alarak oğrenciler ve bölge halkına hizmet edecektir.

 

Proje Bütçesi

70.000,00 EUR (tüm faaliyet ve yönetim giderleri dahil olmak üzere)

Bölge Bilgisi

Resmî adı                             : Bangsamoro (Moro Özerk Bölgesi)

Bulunduğu ülke                   : Filipinler Cumhuriyeti

Yüz ölçümü                          : 96.438 m2

Bağlı bulunduğu ülke         : Filipinler

Nüfusu                                  : 5.000.000 (resmî), 10.000.000 (gayri resmî)

Etnik grupları                       :Maranao, Maguindanao, Iranun, Tausung ve Samal %92, diğer (Yakan, Sangil, Badjao, Kalibogan, Jama Mapun, Palawanon, Kalagan ve Molboglar gibi gruplar) %8

Dini                                        : İslam

ŞİMDİ BAĞIŞ YAP

Genel bilgiler

Filipinler, Güneydoğu Asya’da Filipin denizi ile Güney Çin denizi arasında kalan 7100 civarında takımadadan oluşan bir ülkedir. Moro bölgesi ise Filipinler’in güneyinde kalan bölgedir.  Moro bölgesi, adını o bölgede yaşayan Moro halkından almaktadır. Moro, diğer bir ifade ile Bangsomoro ifadesi ise farklı etnik gruplardan oluşmalarına rağmen Filipinler’de yaşayan Müslüman halkı tanımlayan isimlerdir. Bangsamoro terimi Malay dilinde millet anlamına gelen bangsa kelimesi ve Endülüs’ün Müslümanlar tarafından kaybedilme dönemi olan, Batılıların Reconquista adını verdikleri dönemde İspanyolların Araplara ve Müslümanlara verdiği İspanyolca Moor kelimesinden gelmektedir.

Fiziki yapısı

Bölgede kıyılar düzgün değildir. Çok sayıda nehir ve derenin bulunduğu ülkede, sık ağaçlar, yükseklerde tropikal ormanlar, alçaklarda ise meşe ve çamlar hakimdir. Dağlar kuzey güney doğrultusunda uzanır. Ülke tropikal kuşakta yer aldığı için iklimi sıcak ve nemlidir.

Moro Müslümanlarının diğer nüfusa göre çoğunluk olarak yaşadığı adalar Mindanao, Sulu, Basilan, Tavi-Tavi ve Palavan’dır. Bundan başka Moroların yaşadığı bölgeler Lanao del SurMaguindanaoCotabatoGüney CotabatoDavao del SurSaranganiSultan KudaratZamboanga del SurZamboanga del Norte ve Basilan bölgeleridir

Mindanao, Sulu, Basilan, Tavi-Tavi ve Palavan’ın yüzölçümü 96.438 m2 olarak tüm Filipinler topraklarının %33’ünü oluşturmaktadır.

 

Nüfus yapısı

Filipinler’deki tüm Müslüman nüfusun altı milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Moro halkı Müslüman’dır.

Filipinler nüfusunun %6,5’ini oluşturan Morolar, değişik etnik gruplardan oluşmaktalar. Bu grupların yaklaşık %92’si Mindanao adasının Lake Lanao bölgesinde yaşayan Maranaolar, Cotabato’da yaşayan Maguindanaolar ve Iranunlar, Sulu adalarında yaşayan Tausunglar ve Sulu ile Mindanao kıyılarında yaşayan Samallardır. Bunlar dışında Yakan, Sangil, Badjao, Kalibogan, Jama Mapun, Palawanon, Kalagan ve Molboglar gibi gruplar da vardır

ŞİMDİ BAĞIŞ YAP

Tarihi

Morolar bölgenin yerli halkıdır ve İslamiyetle 9. yüzyılda Arap tüccarların bölgeye gelmesi ile tanışmışlardır. İslamiyet bölgede hızla yayılmış, hatta birkaç İslam Sultanlığı kurulmuştur. 16. yüzyılda bölgeye İspanyol sömürgecilerin gelmesine kadar Müslümanlar Mindanao adasının büyük bölümüne hakim olmuşlardır. Daha sonraki dönemde Moro halkı sırası ile İspanyol ve ABD kontrolüne girmiştir.

Güneydoğu Asya’da Güney Çin Denizi’yle Büyük Okyanus arasında kalan takımadaların oluşturduğu Filipinler’de 4 milyona yakın Müslüman vardır ve ülke nüfusunun % 5,4’ünü oluşturmaktadırlar. Filipinli Müslümanlar değişik etnik unsurlardan oluşmakta ve çoğunluğu Moro ve Mindanao adalarında yaşamaktadır. Moro Müslümanlarının yaşadığı adalar asıl Filipin adalarından ayrı bir grup teşkil etmektedir ve bu adalar, Filipinler tarafından ABD’nin de yardımıyla 1946’da işgal edilmiştir.

Filipinler’in güneyinde bulunan ve Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Moro, Mindanao ve bunlara bağlı bazı adalarda 1970’ten bu yana Müslümanlar tarafından bağımsızlık mücadelesi verilmektedir. Müslümanların bağımsızlık mücadelesini koordine etmek üzere ilk ortaya çıkan hareket 1972’de kurulan Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (Moros National Liberation Front/MNLF)’dir. Bu cephenin liderliğini kuruluşundan sonra Nur Misvari üstlendi. Hareketin kuruluşunda Misvari’den sonra gelen ve Kahire’de İslami ilimler eğitimi görmüş olan Selamet Haşim ise MNLF’nin lideri Nur Misvari’nin laik bir anlayışa sahip olduğu gerekçesiyle, 1977’de bu hareketten ayrılarak Moro İslami Kurtuluş Cephesi (Moro Islamic Liberation Front/MILF) adında bir başka örgüt kurdu. Bu ayrılma olayında MNLF’nin 1976’da Filipinler hükümetiyle Libya’nın Trablus kentinde bir ateşkes anlaşması imzalamasının da önemli etkisi oldu.

Trablus’ta gerçekleştirilen ateşkes 1980’de bozuldu ve silahlı mücadele tekrar başladı. Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) 12 yıl süren mücadeleden sonra Ekim 1992’de Filipinler hükümetiyle ateşkese gitti. 16 Nisan 1993’te de Endonezya’da “barış” görüşmeleri başlatıldı. 7 Kasım 1993’te bir ateşkes anlaşması ve bir de İlkeler Anlaşması imzalandı.

Sonuçta üç yıldan fazla süren görüşmelerden sonra Moro ve Mindanao adalarının bulunduğu Güney Filipinler’e MNLF öncülüğünde özerklik verilmesi üzere bir anlaşma imzalanması konusunda ittifak sağlandı. Bu konuda hazırlanan ilk barış anlaşması taslağı da 23 Haziran 1996’da Güney Filipinler’in Davao kentinde parafe edildi. 2 Eylül 1996 tarihinde de bu anlaşma Endonezya’nın başkenti Jakarta’da taraflarca imzalanarak resmen uygulamaya geçirildi.

Anlaşma, Güney Filipinler’deki 14 bölgeye özerklik verilmesini öngörüyordu. Ancak ilk geçiş döneminde MNLF’nin bu 14 bölgenin yönetiminde herhangi bir rolü olmayacaktı. Sadece Barış ve Kalkınma Meclisi adı altında bir meclis oluşturulacak ve başkanlığına da Nur Misvari getirilecekti. Bu meclis bölgedeki yerel yönetimlere sadece bazı tavsiyelerde bulunabilecekti. Bu tavsiyelerin uygulanması zorunluluğu olmayacaktı. Barış ve Kalkınma Meclisi’ne bağlı olarak Müslümanların dini işlerinin koordinasyonuyla ilgilenmek üzere bir Fetva Dairesi oluşturulacaktı. Bu dairenin yetkilileri söz konusu meclisin başkanı tarafından atanacaktı.

Barış ve Kalkınma Meclisi’nin görev yapacağı geçiş dönemi üç yıl sürecekti. Bu sürenin bitiminde söz konusu 14 bölgede referanduma gidilerek halktan “özerkliği mi yoksa Manila yönetimine bağlı kalmayı mı” istedikleri sorulacaktı. Bu referandumda halkının çoğunluğu özerkliği isteyen bölgelere tam özerklik verilecekti.

Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) ve radikal görüşleriyle tanınan Ebu Seyyaf grubu Barış ve Kalkınma Meclisi’ne idari ve siyasi açıdan hiçbir yetkinin verilmemesi ve söz konusu 14 bölgeye özerklik verilmesinin referandum şartına bağlanması dolayısıyla karşı çıktılar. Bölgede 1946’dan bu yana uygulanan nüfus kaydırma politikası sebebiyle özerklik verileceği bildirilen 14 bölgenin çoğunda Hıristiyanların oranı artmış durumdaydı. Bundan dolayı anlaşmanın imzalandığı tarihteki yorumlarda referandumdan “özerklik” lehine oy çıkacak bölge sayısının 4’ü geçmeyeceğine dikkat çekiliyordu. Bu sebepten sözü edilen gruplar özerkliğin referandum şartına bağlanmasına karşı çıkıyorlardı. Ancak anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte MNLF gerillaları büyük ölçüde bağımsızlık mücadelesinden tecrit edilmiş oldular. Bu yüzden MILF ve Ebu Seyyaf grubuna mensup mücahitler hükümet kuvvetleri karşısında yalnız bırakıldılar. Bu durumda bağımsızlık mücadelesini sürdürmeleri zorlaştı. Dolayısıyla MILF de 17 Temmuz 1997 tarihinde Filipinler hükümetiyle bir ateşkes anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre Filipinler hükümeti MILF’nin gerilla kamplarına yönelik saldırılarını durduracak, MILF de silahlı eylemlerine ara verecekti.

Malezya hükümeti kurulacak özerk Moro yönetimine ekonomik açıdan destek vereceğini açıkladı. O zamanki Malezya Dışişleri Bakanı Abdullah Bedevi, Filipinler yönetimiyle MNLF arasında bir barış anlaşması imzalanmasını olumlu bir gelişme olarak gördüklerini ve kurulacak Moro yönetimine yardımcı olacaklarını bildirdi. Malezya başbakanı Dr. Mahathir Muhammed de konuyla ilgili açıklamasında Malezya şirketlerini Güney Filipinler bölgesine yatırım yapmaları için teşvik edeceklerini ifade etti. Mahathir Muhammed, Güney Filipinler bölgesinin doğal zenginlikler açısından Malezya’nın bazı bölgelerinden daha zengin olduğunu ancak güvenlik sorunu yüzünden kimsenin bölgeye yatırım yapma cesareti gösteremediğini de dile getirdi.

Anlaşmanın imzalandığı tarihte böyle bir havanın oluşturulmasına rağmen Filipinler hükümeti taahhütlerine sadık kalmadı. Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) anlaşmayla bir bakıma kendini Filipinler hükümetine teslim ettiğinden onun anlaşmaya uymayan tavırları karşısında fazla bir şey yapamadı. Anlaşmanın uygulamaya geçirilmesi konusunda herhangi bir uluslararası gözetim olmadığından da Filipinler hükümeti kendini rahat hissediyordu.

Filipinler hükümeti 2000 yılının yazında Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF)’nin Ebu Bekri Sıddık kampı adı verilen askeri kampına bir askeri operasyon düzenledi. Bu kamp adı geçen hareketin merkezi gerilla kampı olarak biliniyordu. Filipinler yönetimi bu saldırıyla aynı zamanda sözünü ettiğimiz ateşkes anlaşmasını da ihlal etmiş oluyordu. MILF’nin lideri Selamet Haşim yaptığı açıklamada Filipinler hükümetinin imzaladığı hiçbir anlaşmaya bağlı kalmadığına dikkat çekti ve Bangsamoro bölgesinde devam eden çatışmaların tek sorumlusunun Filipinler yönetimi olduğunu dile getirdi. Selamet Haşim, Filipinler hükümetinin Moro ve Mindanao’daki Müslüman halkın kendi kendini yönetme haklarını kabul etmeyerek ve silahlı saldırı yolunu seçerek çatışmaların devam etmesine sebep olduğunu ifade etti.

Selamet Haşim, insanları rehin alarak bir şeyler yapma metodunu asla kabul etmediklerini ve buna kesinlikle karşı olduklarını da ifade etti. Bu arada MILF’nin bugün Mindanao adasına özerklik verilmesi için BM gözetiminde, hileden uzak bir referanduma gidilmesini savunduğunu da hatırlatalım.

Ülkenin diktatörü Marcos, bağımsızlık mücadelesini başlatan Müslümanlara toplu katliamlar uyguladı. Bu katliamlarda 10 bini kadın ve çocuk olmak üzere toplam, 50 bin Müslüman katledildi.

Moro’daki bağımsızlık mücadelesinin başladığı tarihten bu yana taraflardan toplam olarak 125 binden fazla insanın hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Bu gruba mensup milisler zaman zaman Filipinler yönetimine isteklerini kabul ettirmek ve Moro meselesini gündeme getirmek için rehine alma eylemleri gerçekleştiriyorlar.

Ebu Seyyaf grubunun gerçekleştirdiği birtakım rehin alma olaylarıyla bağlantılı olarak oluşan olumsuz hava, Moro cephesinin prestijine dünya kamuuoyu nezdinde zarar verdi.

Ekonomik yapısı

Filipinler nüfusunun 6/7’si, Moro halkın da büyük bir kısmı tarımla uğraşmaktadır. Bölgenin ihraç ürünleri pirinç, şeker, hindistan cevizi, kenevir, kereste, tütün ve tropikal meyvelerdir. Bölge yeraltı kaynakları bakımından da oldukça zengindir. Mindanao adasında demir, kurşun, çinko ve krom; Palavan’da cıva ve krom çıkmaktadır.

Moro bölgesi bölgeye Batılıların gelmesi ile başlayan sömürgeleştirme sürecinden sonra, ABD yönetimi döneminde ve hatta Filipinler Cumhuriyeti döneminde ekonomik anlamda çok gerilemiştir. Mindanao adası tarım, maden ve orman kaynakları bakımından sömürülmüş, halkın eğitimine yeterince önem verilmediği için halk işsizlik ve fakirlik sorunu ile baş başa kalmıştır.

1912 yılında tarım kolonileri kurulmuş ve Müslümanların yaşadıkları topraklar Hıristiyanların işgaline uğramış ve bu topraklar onlara ayrılmıştır. Bu tarihten önce Mindanao ve Sulu’daki toprakların büyük bir bölümüne sahip olan Müslümanlar, 1972’de %30’una, 1982’de ise %17’sine sahiptiler. Bu durum toprakların çok büyük bir hızla Müslümanların elinden alındığının bir göstergesidir.

  1. yüzyılın başında Filipinlerle anlaşma imzalayan bazı Amerikan şirketleri bölgeye geldiler ve ananas, kauçuk gibi çeşitli ürünlerin üretimi ile ilgilendiler. 1945’ten sonra muz, şeker kamışı, kahve gibi ürünlerin yanında madencilik ve balıkçılık da ülkede hakim gelir kaynaklarıydı. Ancak bu gelir kaynakları Batı’nın ihtiyaçları için tahsis edilmişti. Halk dışarıya ihraç ettiği ürünlerden hak ettiği payı alamıyordu. Zaten bir süre sonra Müslümanlar bu topraklarda işçi konumuna düşmüşlerdi.

Bugün de Moro bölgesinde sömürge döneminin gölgesi hakim. Kendilerine ait hak, hukuk, eğitim vs. düzenleri olmayan Müslümanlar ekonomik anlamda sıkıntı çekmeye devam ediyorlar. Ellerinde yeterli imkanları olmadığı için balıkçılık gibi imkanlardan da yeterli verimi alamıyorlar. 2000 yılında otonom bölgeyi oluşturan dört ana bölge Filipinlerin en fakir 10 bölgesindendi. 2003’te otonom bölgedeki fakirlik oranı %45’ti. Bu tarihte ikinci fakir bölge olan Maguindanao dışındaki diğer üç bölge olan Lanao del SurSulu ve Tawi-Tawi en fakir 10 bölge dışında kalmayı başardı. Müslümanların devlet dairelerinde temsil edilme imkanları çok az olduğu için de ekonomik anlamda haklarını elde edemiyorlar. Bağımsızlık taleplerinin şiddetle bastırılması ve zaten Filipinler’de hakim olan baskıcı rejim Müslümanların ekonomik anlamda refahına müsaade etmiyor. Filipinler’deki çatışmalardan ve baskılardan dolayı da komşu ülkeler bu bölgeye yatırım yapmaya çekiniyor. Bölgenin ekonomisi gelişmeye müsait olmasına rağmen Filipinler hükümeti ve bağımsızlık talep eden Moro grupları arasındaki çatışmalar güvenlik sorununun yanında sosyal diğer sorunları da beraberinde getirdiği için ekonomi olumsuz yönde etkileniyor. Tüm bu sebeplerle Moro bölgesi ancak çatışmaların, kavgaların bittiği zaman refaha kavuşacağa benziyor. Çatışmalar da ancak Moro Müslümanlarının hak ve hürriyetleri kendilerine iade edildiği zaman sona erecektir.

İhtiyaç

Müslüman nüfusun yaşadığı Mindanao Adası Filipinler’in geri kalmış bölgelerinin başında gelmektedir. Bu bölge üzerindeki Müslümanların ibadetlerine cami içerisinde yerine getirebilmeleri adına cami projesine ihtiyaç vardır.

Bölgedeki Müslümanların  Cuma,Bayram ve Teravih namazlarını kılmak için gidebilecekleri bir camileri olmadığından bu cami inşasını yapılması ile halkın ibadetlerini camide yapmasının önünü açacaktır.

Amaç

Bölgedeki Müslüman halkın ibadetlerini cemaatle eda edebilecekleri camilere ihtiyaç duymaktadırlar. Ancak hâli hazırda camileri olmadığından cami inşa projesine ihtiyaçları vardır. Dolayısıyla bölge halkı özellikle Cuma ve Bayram namazı gibi birlikte eda edilmesi gereken ibadetlerini daha iyi bir şekilde gerçekleştirebilmeleri için bu projeye ihtiyaçları vardır.

Bu proje ile aynı zamanda gençlerin, bireylerin Kur’an ve sünnet gereğince yaşamalarını sağlamak. Cami ilim halkaları sayesinde yetiştirilmesine de imkan sağlanılacak. Tamamen hayırseverlerin bağışı ile hayat bulacak olan bu projeye sahip çıkmak Moro’nun İslâmî geleceğini kimsesiz bırakmamaktır. Ayrıca bu proje ile Moro ve Türkiyede’ki Müslümanların kardeşlik bağınıda geliştirmeye yardımcı olacaktır.

Kapsam

Bu proje ile 2019’de hizmete girecek olan cami 108 m².  olup yaklaşık aynı anda 150 kişinin ibadet edebileceği ve yetim çocukların İslami eğitim görebilecekleri tek minare, kubbeli bir cami inşa edilecektir. Cami’nin yapılacağı yer Moro’nun Talayan bölgesinde olacaktır.  İnşaat başlangıcından sonra 6-8 ay içerisinde tamamlanması planlanmıştır. Bölgede yaşayan halkın hepsi Müslüman olmakla beraber bu cami projesinden faydalanacaktır.

Yer Bilgisi

Linamunan, Talayan, Maguindanao, Filipinler bölgesinde inşaa edilecektir. Koordinat bilgisi, 6°53’36.9″N 124°18’32.4″E. Şehre uzunluğu 20 Km

Detay Bilgiler
Çalışma Bölgesindeki Nüfus 7.000 Kişi
Yaş Dağılımı 25,00 % 0 – 14 Yaş

40,00 % 15 – 24 Yaş

30,00 % 25 – 54 Yaş

5,00 % 55 – 64 Yaş

Okur Yazar Oranı 35 %
Geçim Kaynakları Tarım

Hayvancılık

Uluslararası Yardımlar

Dini İnançlar 100,00 % Müslüman
İstifade Eden Kişi Sayısı 3.000 Kişi
Beklenen Temel Faydalar Eğitim İhtiyaçlarının Karşılanması

İbadet İmkanlarının İyileştirilmesi

Bağış Katkısı ve Farkındalık Sağlanması

Referans Projeler / Önceki Tecrübeler

  • 2017/7455 Moro’nun Maguindanao şehrinde inşaa edilecek Kubbeli ve Minaresi 11 metre uzunluğundaki Cami aynı anda 150 Müslümanın 108 m²’lik alanda ibadetlerini eda etmelerine imkan verecektir. Cami hazır kompleks alanı içerisinde yer alıp Haticetü’l Kübra ve Akıncılar yetimhanelerine komşu olduğu gibi yemekhane binasının da önünde olacaktır.
    Moro’nun Maguindanao şehrinde inşaa edilecek Kubbeli ve Minaresi 11 metre uzunluğundaki Cami aynı anda 150 Müslümanın 108 m²’lik alanda ibadetlerini eda etmelerine imkan verecektir. Cami hazır kompleks alanı içerisinde yer alıp Haticetü’l Kübra ve Akıncılar yetimhanelerine komşu olduğu gibi yemekhane binasının da önünde olacaktır.