Doğu Türkistan Basın Açıklaması

DOĞU TÜRKİSTAN MESELESİ BİZİM MESELEMİZDİR
Dünyanın bir çok yerinde bu ihlaller zalimler tarafından umursanmadan devam edildiği gibi Doğu Türkistan’da 21.yüzyılda insan oğlunun tahmin edemeyeceği kadar ağır derecede temel haklar ve hukuk ihlaller işlenmektedir. Günümüze kadar Doğu Türkistan’daki İnsani hak ve Hukuk ihlallerinin en acil olanları şunlardır:

  • Düşünce ve ifade özgürlüğü yasak
  • İnanmak ve uygulamak yasak
  • Milli kültür ve medeniyet yasak
  • Din ve İnanç öğrenimi ve öğretimi yasak
  • Ülke, bölge, şehirler kent ve köyler arası izinsiz seyahat ve dolaşım yasak
  • Yurtdışı seyahat yasak( bütün bölge halkının pasaportu toplatıldı).
  • Uygur Türkçesi eğitim alanında çift dilli eğitim sistemi oyunu ile yasaklanmış durumda.
  • Bütün dini ve manevi faaliyetler yasak illegal dini faaliyet kapsamında yasak ve hapis veya idama kadar götüren suç.
  • Dini esasa dayalı kıyafetlerin giyilmesi yasak
  • Camii giriş kartı olmadan girilmesi yasak
  • Camiye girişi yasak olanlar; kadınlar, memurlar, emekliler , partililer, öğrenci ve 18 yaş altındakiler .
  • Ramazanda memur, emekli, öğrenci ve 18 yaş altındakiler oruç yasak.
  • İnternet ve sosyal medyanın serbest kullanımı yasak
  • 18 yaş altındakilere ebeveynin dinini öğretmesi ve teşebbüs etmesi yasak
  • Yeniden cami inşaatı yasak, var olanları yıkılıyor ( Son iki sene içerisinde Doğu Türkistan genelinde yüzlerce camii yıkılmış ve yüzlercesi toplama kamp veya eğlence merkezleri olarak kullanılmaktadır.)
  • Hac farizasını yerine getirmek ve Umre yapmak yasak (Binlerce Uygur Türkü, hac ve Umre için Türkiye’ye gelmektedir. Kaçak yollardan gitmeye çalışırken, trajik hadiseler ve hüsran ile biten sonuçlar ile pençeleşiyorlar.
    2050 senesine kadar Dünyaya hakim olma rüyasına ulaşmayı hedefleyen Çin “Tek Çin Tek Millet” yaratma projesi kapsamında planın çok önemli bir kısmı olan Doğu Türkistan için Uygurların yok edilmesi veya tamamen Çinlileştirilmesi hedeflenmiştir.
    Hedefe ulaşmak için olağan üstü bir operasyona hızlı geçiş yapan Çin 70 senelik zulüm politikasını bir anda zirveye çıkardı. Çin Uygurlara “ya Çinli olacaksın ya da yok olacaksın” diyor.
    Çinlileştirmeyi hızlandırmak için ana okuldan itibaren Çince eğitim, Çince yemek, Çince giyim kuşam ve Çin kültürüne özendirme etkinlikleri gibi birtakım adımlar çok keskin bir şekilde yürütülmektedir. İkinci bir adımsa Doğu Türkistan halkının direncini kırmak ve zihinsel olarak yenilgi ve umutsuzluğu aşılamak olmaktadır. Uygur milletinin psikolojisine baskı uygulayan birtakım beyin yıkama çalışmalarını tamamen gayriinsanı bir biçimde bütün insani hak ve hukuku çiğneyerek tam hız yürütmektedir.
    Bu maksat için bütün Doğu Türkistan’ın vilayet, ilçe, kent ve kasaba olmak üzere her yerinde “Islah ve Terbiye Merkezleri” adı altında tesis edilen “Çin Nazi kamplarında” milyonlarca Doğu Türkistanlıyı evlerinden toplayıp “ıslah” olana kadar mecburi tutmaktadır.
    BM ve Uluslarası İnsan Hakları Koruma Teşkilatları Örgüt Temsilcileri: Herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan kişi sayısının 1 milyonu aştığını iddia etmişti.
    Ancak resmi kaynaklar ve bulgularda yola çıkarak 3 ile 5 milyona kadar insanın kamplarda tutulduğu kanaati oluşmaktadır.
    Nazi Kamplarına toplatılan insanlar Çin hükümeti tarafından şu şekilde kategorize edilmiştir:
    1.Yurt dışında çocukları eğitim görenlerin ailesi
    2.Yurt dışında akrabaları olanların ailesi
    3.Daha önce hac ve umre ibadeti için Suudi Arabistan’a gitmiş olanlar
    4.Türkiye’ye seyahat veya ticaret maksadıyla da olsa gelmiş olanlar
    5.Çin hükümeti nazarında “İkiyüzlü”olduğu düşünülen unsurlar ve aileleri:
    Bu kategoridekiler Çin devletine başta polis olmak üzere çeşitli memuriyet dairesinde fiilen sadakatle çalışmış olup Uygur Türkleri nezdinde Çin yanlısı hatta hain olarak dışlanmış insanlar olmalarına rağmen Çin yönetimi “Çin yönetimine olan sadakatlerine güvenmedi ve onların sadakat ve bağlılığını, kendi halkına merhametli ve yandaş davrandılar diye suçlayarak “Çin Nazi kamplarına” atmışlardır.
    6.Giyim kuşamlarında dinî yönleri belirgin aileler.
    7.İfade ve tavırlarında millî değerleri belli eden (milliyetçi görünen) kişi ve aileler.
    8.Türk bayrağı, Türk dizileri, Türk kültürü ve Türk siyasi şahsiyetlere özenen, evlerinde giysilerinde onları taşıyan kimseler. 9.Herhangi bir sebep ve bağlantıyla veya yanlışlıkla bile olsa yurt dışından telefon kabul eden kimseler.
    10.Evlerinde dinî kitapları bulunduran kişiler.
    Doğu Türkistan halkı daha “Çin Nazi Kamplarının” yarattığı dehşet ve travmadan kendine gelememişken hepimizi sarsan ve sabrımızı taşıran Üçüncü adımları olan “Çinli-Uygur ikiz aile” genelgesi yürürlüğe girdi. Bu uygulama çerçevesinde Çin’in iç kesiminden Çinlileri
    özellikle seçerek Doğu Türkistan’a getirip “Uygur Çinli kardeşliği” planı kapsamında Müslüman Türk ailelere taksim ediyorlar. Bazı ailelere erkek kadın Çinli yerleştirilmişken bazı ailelere ise sadece erkek Çinlilerin yerleştirilmektedir.Hatta bazı aile başı olan erkeklerin “ıslah kamplarında” tutulduğu, evlere ise Çinli erkeklerin yerleştirilmesi toplumda ciddi kaygı ve sarsıntı yaratmıştır. “Çinli Uygur kardeşliğini pekiştirmek” “Bölücülüğe karşı akrabalık tesis edelim.” sloganlarıyla başlatılan gayriahlaki, gayriinsani ve gayrihukuki bu uygulamalarla Doğu Türkistan Müslümanlarının yüreğini lime lime etmektedir.
    Bu konuda Çin Komünist Partisi‘nin (ÇKP) resmi yayın organı, ülkenin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde geçen yılın ilk 11 ayında 1 milyon 120 bin kamu memurunun, çoğunluğu Müslüman Uygurlardan oluşan bölgedeki 1 milyon 690 bin hanede konakladığını bildirmiştir.
    Bu kişilerin Sincan Uygur Özerk Bölgesi Askeri Bölgesi, Silahlı Polis Birlikleri ve Çin merkezi yönetiminin bölgedeki temsilciliklerinden kamu görevlilerinin olduğu belirtilmiştir.
    Çin Hükümeti bir de utanmadan.“Köylüler partinin iyi politikalarını anlamak için istekli, modern! yaşam tarzını sabırsızlıkla bekliyorlar. Bugünlerde parti kadroları ve halk arasındaki ilişki gittikçe yakınlaşıyor. Köylülerin modern medeniyet akımını kabülü gittikçe artıyor. Hayat tarzı değişti. Düşünce de değişti.” demektedir.
    Bu demektir ki her gün 3500 Çinli 5000 müslüman ailenin yanında kalıyor, bir günde nerdeyse iki aileyi rahatsız ediyorlar., bu büyük bir zulümdür.
    Yoğunluklu olarak 2017 sonlarından 2018 mayıs ayına kadar Doğu Türkistan toplumunun milli değerleri ve kanaat önderlerinden sayılan dini alimler,aydınlar,işadamları ve sanatçılardan birçok büyük şahsiyetleri tutukladı. Ve onlardan bazılarını ilerleyen yaşlarına rağmen işkence ile şehit etti. Mayıstan bu yana da cezaevlerindeki İslam alimleri ağır yaşam şartları altında şehadet şerbeti içmektedirler.
    Artık bu zulme dur deme zamanı gelmiştir, geçmektedir. Ata yurdumuzda, bizden olan ve yüz yıllardır işgallere direnen, soykırımlara dayanan, İslam’ın sancağını güneşin doğduğu en uzak noktada dalgalandıran Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi ilgisizliğin girdaplarında, cellatlara teslim eden anlayışı şiddetle protesto ediyoruz.
    Antalya İHH derneği olarak insanlık katledilmeden, yaşanan trajedi daha da büyümeden öncelikle hükümetimizi ve Birleşmiş Milletler Örgütünü, Doğu Türkistan’da yaşanan bu katliamı ve zulmü durdurmak üzere yetkili organlarını harekete geçirmeye ve etkili tedbirler almaya davet ediyoruz. Aksi halde bu katliama sessiz kalan her kurum, örgüt ve ülke, işlenen bu insanlık suçuna ortak olacaktır. ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM
    Mehmet Yıldırım Antalya İHH Başkanı
Facebook'da Paylaş